"Türkiye'yi Anlama Kılavuzu - 2010 Yayınlandı"
Antalya,Türkiye / 16 Ocak 2010
Ipsos KMG'nin gerçekleştirdiği ve Doç. Dr. Halil Nalçaoğlu tarafından yönetilen,
Türkiye'nin en kapsamlı yaşam tarzları ve trendleri araştırması "Türkiye'de Yaşam
Tarzları ve Trendler" Türkiye toplumunu anlamada tüm kesimlere bir rehber olma özelliğini
taşıyor.
Türkiye, gündemin çok hızlı değiştiği, bu değişimlerin toplumun yaşam tarzı ve eğilimlerine
çok hızlı yansıdığı bir ülke. Bu yaşam tarzları ve eğilimler ise, Türkiye'yi yönetenlere,
politika belirleyicilere, sivil toplum önderlerine, kamu ve özel kurumların yöneticilerine
önemli ipuçları veriyor. İşte bu önemli ipuçlarını belirleyebilmek üzere Ipsos KMG
iki yılda bir kez "TÜRKİYE'DE YAŞAM TARZLARI VE TRENDLER" araştırmasını gerçekleştiriyor.
Bu yıl dördüncüsü 2009 yılı Ekim - Kasım aylarında yapılan araştırma Bilgi Üniversitesi
Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Nalçaoğlu tarafından koordine edildi.
Türkiye'nin 34 ilinde, 16.000'e yakın bir örneklemle yapılan ve 10 ana başlık altında
soruların analiz edilmesi ile ortaya çıkan araştırmanın sonuçlarından bir "Türkiye'yi
Anlama Kılavuzu" oluşturuldu.
Siyasette "Gerilimden Bıktık"
Güncel siyaset alanında hergün tanık olduğumuz kamplaşma ve çatışmalar Türkiye'nin
gerçek dinamiklerini yansıtmıyor. Altı yıllık verilere baktığımızda, toplumu kamplara
bölen ideolojilerin merkezî söylemlerini yansıtan cümlelere desteğin düşme eğilimi
gösterdiğini anlıyoruz. Din ve "geleneksel değerler" Türkiye'de siyasî yönelimleri
belirleyen en önemli faktörlerdir. Türkiye insanı %66 oranında dinin hayatlarına
yön verdiğini düşünmektedir. Ancak bu oranda geçen yıllara göre yaklaşık 6 puanlık
düşüş gerçekleşmiştir. Yapılan çalışma, "ordunun yıpranması / yıpratılması" kavramıyla
ifade edilen durumun değerlendirilmesine katkı yapabilir. Geçtiğimiz 6 yıl içinde
Türkiye'de ordunun belli bir güven kaybına uğradığı tesbit edilmiştir. Özellikle
2007 yılı itibariyle bu düşüş dikkat çekicidir. "Bu ülkeyi eleştiren beğenmiyorsa
gidebilir" cümlesine verilen desteğin de geçen 6 yıl içinde önemli oranda düşmesi
dikkat çekicidir.
Ekonomi'de "Kaygılıyız"
Türkiye'de bireyler kendilerinin ve ailelerinin ekonomik gelecekleri konusunda kaygılı.
Bu kaygı 2005'ten bu yana artma eğiliminde. Yurttaşlar kişisel ekonomik durumlarının
ve Türkiye'nin ekonomisinin iyiye gitmediği kanısında. Emeklilik endişesi 2005'ten
bu yana %47'den %51'e yükseliyor. Ailenin geleceğine dair endişe ise aynı dönemde
%55'ten %62'ye yükselmiştir. Türkiye'de yaşayan bireylerin yalnızca dörtte biri
ekonominin ve kişisel ekonomik durumun iyiye gittiğini belirtiyor.
"En çok dizi seyrediyoruz"
Türkiye'de televizyon başına oturanlar en çok yerli dizileri izliyor. Bunu haberler
ve haber programları izliyor. Daha sonra ise komedi şovlar ve yarışma programları
geliyor. Yazılı basına ve tematik haber kanallarına ilgi düşüklüğü, televizyon izleyicilerinin
üçte birinden fazlasının "kaçış" amaçlı izleyici olması, bir o kadar izleyicinin
zaplayarak, rastgele veya başka işle uğraşırken televizyon izlemesi, yüksek dozda
çatışma içeren medya söylemlerinin topluma ne kadar mâl olduğunu tartışmalı hale
getiriyor. Bir ifade özgürlüğü alanı olarak medya Türkiye'de sıkıntılı bir algı
ile karşı karşıyadır. Türkiye'de %70'e yakın bir kesim "değerlerimize zararlı medya
içeriğinin" sansürlenmesine onay vermektedir. Türkiye'de medya ile ilgili en çarpıcı
eğilim yeni teknolojiler alanında. Internetten alışveriş yaptığını söyleyenler altı
yılda iki katına çıkmış durumda (%6'dan %12'ye).
Reklamlar'da "Rasyoneliz"
Reklamları izliyoruz ama marka ve ürün seçiminde "rasyonel" davranıyoruz. Televizyon
reklamlarına ilginin önemli ölçüde arttığını gözlemlediğimiz ülkemizde televizyon
reklamlarının satın alma davranışına yansıması konusunda bir gerileme söz konusudur.
Bu oran 2005'ten günümüze %10'luk bir düşüş sergilemiştir. Satın alma davranışına
etki bakımından en güçlü mecra gazete ve dergiler olarak saptanmaktadır.
"Markaya artık takılmıyoruz"
Yapılan araştırma Türkiye'de marka ve mağaza sadakatinin düştüğünü gösteriyor.
"Kadınlara Kontrollü Özgürlük İstiyoruz"
Türkiye'de kadın erkek eşitliği, kadının kamusal (ekonomik) hayata katılımı, kariyer
yapması konularında olumlu bir tablo söz konusudur. Ancak bu tablonun gerçek bir
"özgürlüğe" dönüşmesi önünde önemli bir ideolojik bariyer var: kadının çalışması,
sokakta yalnız dolaşması, vb. konularda Türkiye toplumunun güçlü bir cinsiyetçi
tavır aldığı gözlemlenmektedir.
"Devlet okullarına güvenmiyoruz"
Türkiye'de bireyler devletin eğitim kurumlarına güvenmemekte buna karşın eğitimde
dinî değerlere daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini düşünmektedir.
"Yaşadığımız yere bağımlılığımız azalıyor"
Kimlik ve aidiyet başlığı altında, toplumun, yaşadığı coğrafyaya mahalle, şehir
ve ülke bazında bağlılığını sorgulayan cümleler yer almıştır. Bu anlamda ortaya
çıkan sonuç toplumun mobilize olmaya eğiliminin güçlü olduğunu göstermektedir. Başka
şehirde ya da başka ülkede yaşama isteğini dile getirenler toplumun dörtte birinden
fazladır.
"En önemli eğlencemiz televizyon seyretmek..."
Türkiye'nin en önemli boş zaman etkinliği televizyon izlemektir. Bu dışarıda bırakıldığında,
müzik dinlemek, radyo dinlemek ve yemek yapmak (kadınlar) ilk sırada gelmektedir.
Türkiye'nin hiçbir zaman yapmadıkları listesi incelendiğinde altı çizilmesi gereken
nokta şudur: "sanallaşıyoruz."
|